PRP Tedavisi: Ortopedik Uygulama

Op. Dr. Hüseyin Kavak

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı · Spor Cerrahisi

📍 Fatih, İstanbul

PRP (trombositten zengin plazma), kişinin kendi kanından hazırlanan ve içindeki büyüme faktörleri aracılığıyla dokunun onarım sürecini desteklemeyi amaçlayan, ortopedide seçilmiş olgularda değerlendirilen tamamlayıcı bir uygulamadır.

💬 Şikayetinizi WhatsApp’tan yazın, size en kısa sürede dönelim.

Op. Dr. Hüseyin Kavak - Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, İstanbul
15+ YılKlinik Deneyim
5.0 ★50+ Google Yorumu
FenerbahçeSpor Kulübü Doktoru
GATATıp Mezunu

Son yıllarda ortopedi ve travmatoloji pratiğinde adını sık duyduğumuz PRP, hastanın kendi kanının işlenmesiyle hazırlanan biyolojik bir uygulamadır. Eklem kireçlenmesinden tendon sorunlarına kadar farklı durumlarda, dokunun kendi iyileşme kapasitesini desteklemek amacıyla gündeme gelir. Ancak PRP tek başına her sorunu çözen bir mucize yöntem değildir; etkinliği uygulandığı duruma, hastanın özelliklerine ve tedavinin bütününe göre değişir. Bu sayfada PRP’nin ne olduğunu, ortopedide hangi durumlarda değerlendirildiğini, nasıl uygulandığını, kimler için uygun olabileceğini ve bilimsel açıdan sınırlarının neler olduğunu bilgilendirme amacıyla ele alıyoruz.

PRP (Trombositten Zengin Plazma) Nedir?

PRP, İngilizce “platelet-rich plasma” ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçede trombositten zengin plazma olarak adlandırılır. Uygulama, kişinin kendi kanından küçük bir miktar alınıp özel bir işlemden geçirilmesine ve trombosit (kan pulcuğu) oranı normal kana göre daha yüksek bir plazma elde edilmesine dayanır. Trombositler yalnızca kanamayı durduran hücreler değildir; içlerinde doku onarımı ve hücre çoğalması süreçlerinde rol oynayan çok sayıda büyüme faktörü barındırırlar. PRP’nin temel mantığı, bu büyüme faktörlerini hedeflenen bölgede yoğunlaştırarak vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını desteklemeye çalışmaktır.

PRP bir ilaç değildir. İçeriğinde hastanın kendi kan bileşenleri dışında yabancı bir madde bulunmaz ve bölgesel (lokal) olarak uygulanır; tüm vücuda yönelik sistemik bir tedavi biçimi değildir. Kişinin kendi kanından hazırlandığı için alerji ve bağışıklık uyumsuzluğu riski düşüktür. Son yıllarda özellikle eklem içi uygulamalarda PRP; hyalüronik asit veya bazı olgularda ozon gibi yöntemlerle birlikte de gündeme gelebilmektedir. Bu birliktelik uygulamanın niteliğini ve beklentileri değiştirebileceğinden, kararın olguya göre hekim tarafından verilmesi önemlidir.

PRP zaman zaman kök hücre tedavisiyle karıştırılır; oysa bu ikisi aynı şey değildir. PRP’nin içeriğinde çok az sayıda kök hücre bulunur ve etkisi ağırlıklı olarak büyüme faktörlerine dayanır. Kök hücre uygulamalarında ise genellikle kemik iliği veya yağ dokusundan elde edilen hücrelerin onarım kapasitesinden yararlanılması hedeflenir. İki yöntemin hazırlanışı, maliyeti, uygulama kolaylığı ve uygun olduğu durumlar farklıdır; hangisinin daha doğru olacağı ayrı ayrı değerlendirilir.

PRP neden gündeme geliyor?

PRP’nin ilgi görmesinin başlıca nedenleri; hastanın kendi kanından hazırlanması, poliklinik koşullarında kısa sürede uygulanabilmesi ve yabancı madde içermediği için uyum sorunu riskinin düşük olmasıdır. Bu özellikler PRP’yi bazı hastalar için değerlendirilebilir bir seçenek hâline getirir. Ancak sayılan bu avantajlar, uygulamanın her durumda etkili olacağı anlamına gelmez; uygunluk ve beklenen katkı her hasta için ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Ortopedide PRP Hangi Durumlarda Değerlendirilir?

Ortopedi pratiğinde PRP, genellikle ameliyat gerektirmeyen ya da ameliyat öncesi ve sonrası destek amacıyla düşünülen durumlarda, tedavi planının bir parçası olarak gündeme gelir. Amacı ağrıyı azaltmaya ve dokunun onarım sürecini desteklemeye katkı sağlamaktır. Burada önemli olan nokta, PRP’nin her hastada ve her durumda aynı sonucu vermediğini, bilimsel kanıt düzeyinin uygulandığı soruna göre değiştiğini bilmektir. Aşağıdaki başlıklar PRP’nin en sık gündeme geldiği alanlardır:

  • Diz başta olmak üzere eklem kireçlenmesinin (osteoartrit) erken ve orta evrelerinde,
  • Tenisçi dirseği (lateral epikondilit) gibi kronikleşmeye eğilimli tendon sorunlarında,
  • Aşil ve diz kapağı (patellar) tendonuna ait uzamış problemlerde,
  • Bazı kas ve yumuşak doku zorlanmalarında,
  • Topuk ve taban ağrısıyla ilişkili plantar fasya sorunlarında,
  • Seçilmiş olgularda cerrahi onarımlara ek destek amacıyla.

Eklem kireçlenmesi (osteoartrit)

PRP’nin üzerinde en çok araştırma yapılan alanlardan biri diz osteoartritidir. Erken ve orta evre diz kireçlenmesinde bazı hastalarda ağrının azalmasına ve günlük işlevlerin bir süre daha rahat sürdürülmesine katkı sağlayabildiğini bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte PRP, aşınmış kıkırdağı eski hâline getiren ya da kireçlenmeyi geri döndüren bir yöntem değildir; etkisi kişiden kişiye değişir ve kalıcılığı sınırlı olabilir. İleri evre kireçlenmede beklenen katkı belirgin biçimde azalır. Bazı olgularda PRP, hekimin değerlendirmesiyle hyalüronik asit gibi uygulamalarla birlikte de planlanabilir.

Tendon ve bağ sorunları

Uzun süre geçmeyen tenisçi dirseği gibi tendon kökenli ağrılarda; istirahat, egzersiz ve fizik tedavi gibi yöntemlerden yeterli yanıt alınamadığında PRP bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Aşil ve diz kapağı tendonu sorunlarında ise sonuçlar daha değişkendir; kimi çalışmalar fayda gösterirken kimileri anlamlı bir fark ortaya koymamıştır. Bu nedenle karar; tanının netliğine, şikâyetin süresine ve önceki tedavilere verilen yanıta göre bireysel olarak verilir.

Kas ve yumuşak doku sorunları

Kas yaralanmalarında PRP’nin iyileşmeyi hızlandırdığına dair kanıtlar tartışmalıdır ve bu alanda rutin bir uygulama olarak önerilmez. PRP burada daha çok seçilmiş olgularda ve hekimin değerlendirmesiyle gündeme gelir. Yumuşak dokuya yönelik uygulamalarda da beklentinin gerçekçi tutulması önemlidir.

PRP Nasıl Uygulanır?

PRP uygulaması genellikle poliklinik koşullarında yapılan, kısa süren bir işlemdir ve temel olarak şu aşamalardan oluşur:

  • Koldan, tıpkı rutin kan tahlilinde olduğu gibi az miktarda kan alınır.
  • Alınan kan, özel tüplerde santrifüj cihazında döndürülerek bileşenlerine ayrılır ve trombositten zengin plazma kısmı ayrıştırılır.
  • Hazırlanan plazma, tedavi edilecek eklem ya da doku bölgesine enjeksiyon yoluyla verilir.
  • Eklem içi veya derin dokular söz konusu olduğunda, doğru bölgeye ulaşmak amacıyla işlem ultrason gibi görüntüleme yöntemleri eşliğinde yapılabilir.

Kişinin kendi kanı kullanıldığı için hazırlık ve uygulama aynı seansta tamamlanır. İşlem çoğunlukla birkaç seans hâlinde planlanabilir; seans sayısı ve aralıkları uygulanan duruma, evreye ve hastanın verdiği yanıta göre değişir. Uygulama sırasında iğneye bağlı hafif bir rahatsızlık hissedilebilir, ancak işlem genellikle iyi tolere edilir.

Uygulama sonrası süreç

İşlemden sonra uygulama bölgesinde birkaç gün sürebilen geçici ağrı, dolgunluk ya da hafif şişlik görülebilir; bu durum çoğunlukla kendiliğinden geriler. Hekiminiz, işlem çevresindeki dönemde bir süre iltihap giderici (nonsteroid antiinflamatuar) ilaçlardan kaçınmanızı önerebilir; çünkü bu ilaçların PRP’nin hedeflediği onarım sürecini etkileyebileceği düşünülmektedir. Ağır yüklenmelerden ve zorlayıcı sportif aktivitelerden bir süre uzak durmak, gerektiğinde buz uygulaması ve önerilen egzersizler süreci destekleyebilir. Günlük yaşama ve spora dönüş takvimi kişiye ve uygulanan bölgeye göre belirlenir.

PRP Kimlere Uygulanabilir, Kimlere Uygun Değildir?

PRP’nin uygun olup olmadığına; hastanın öyküsü, muayenesi ve gerekli görülen görüntüleme ile laboratuvar değerlendirmeleri sonrasında hekim karar verir. Genel olarak aşağıdaki durumlarda uygulama gündeme gelebilir:

  • Erken ve orta evre eklem kireçlenmesi olan, henüz cerrahi gerektirmeyen hastalar,
  • Uygun süre denenen ameliyatsız tedavilere rağmen geçmeyen tendon kökenli ağrısı olanlar,
  • Cerrahiyi tercih etmeyen ya da erteleyen, gerçekçi beklentilere sahip uygun adaylar.

Öte yandan bazı durumlarda PRP uygun değildir veya ek dikkat gerektirir. Bu nedenle sağlık geçmişinizin hekiminizle eksiksiz paylaşılması önemlidir. Genellikle dikkatli olunması gereken durumlar şunlardır:

  • Uygulama bölgesinde ya da vücutta aktif enfeksiyon bulunması,
  • Trombosit sayısının düşük olması veya kan pıhtılaşmasıyla ilgili bozukluklar,
  • Kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaç kullanımı,
  • Aktif kanser tedavisi süreci,
  • Gebelik ve emzirme döneminde yeterli veri bulunmaması nedeniyle temkinli yaklaşım,
  • Kontrol altında olmayan kronik hastalıklar.

Bu başlıklar mutlak bir yasak listesi değildir; her biri kişiye özel olarak değerlendirilir. Amaç, uygulamanın güvenli ve anlamlı olabileceği olguları doğru seçebilmektir.

PRP Güvenli midir? Olası Riskler

PRP kişinin kendi kanından hazırlandığı için genel güvenlik profili yüksek kabul edilir ve ciddi yan etki görülme olasılığı düşüktür. En sık karşılaşılan durumlar; enjeksiyon bölgesinde geçici ağrı, hassasiyet, hafif şişlik ve nadiren morarmadır. Her enjeksiyonda olduğu gibi çok düşük de olsa bir enfeksiyon riski bulunur; bu nedenle işlemin uygun steril koşullarda ve deneyimli ellerde yapılması önemlidir. Bazı kişilerde işlem sırasında iğneye bağlı geçici baş dönmesi veya tansiyon değişikliği görülebilir. Olası bu durumlar hakkında önceden bilgilendirilmek, süreci daha rahat yönetmenize yardımcı olur.

PRP’den Ne Beklenmeli? Sınırlılıkları Nelerdir?

PRP hakkında en sık yapılan yanlış, ondan bir “mucize çözüm” beklemektir. Gerçekçi bir yaklaşımla PRP; bazı hastalarda ağrının azalmasına ve işlevin bir süre daha rahat sürdürülmesine katkı sağlayabilen, dokunun onarım sürecini desteklemeyi amaçlayan tamamlayıcı bir uygulamadır. Herkeste aynı düzeyde yanıt alınmaz; bazı kişilerde belirgin rahatlama olurken bazılarında beklenen katkı görülmeyebilir.

Bilimsel açıdan PRP’nin kanıt düzeyi uygulandığı duruma göre değişir. Diz osteoartriti ve tenisçi dirseği gibi bazı alanlarda daha umut verici veriler bulunurken, kas yaralanmaları gibi bazı alanlarda kanıtlar sınırlı veya tartışmalıdır. Bu değişkenliğin bir nedeni de PRP’nin hazırlanma yöntemlerinin (trombosit yoğunluğu, akyuvar içeriği, uygulanan seans sayısı gibi) merkezden merkeze farklılık gösterebilmesi ve çalışmaların her zaman birbiriyle kıyaslanabilir olmamasıdır.

Bu nedenle PRP’yi tek başına bir tedavi olarak değil; kilo kontrolü, egzersiz, fizik tedavi ve gerektiğinde diğer yöntemleri de içeren bütüncül bir planın parçası olarak düşünmek daha doğrudur. PRP’nin ilerlemiş yapısal hasarı onaramayacağını, kireçlenmeyi geri döndüremeyeceğini ve her olguda cerrahiye alternatif olmadığını baştan bilmek, süreçten duyulan memnuniyeti artırır. Uygulamanın size uygun olup olmadığı, gerçekçi bir fayda beklentisiyle birlikte muayene sonrasında değerlendirilmelidir.

PRP Hakkında Sık Merak Edilenler

PRP ilaç mıdır?

Hayır. PRP, hastanın kendi kanından hazırlanır ve içeriğinde kişinin kendi kan bileşenleri dışında bir madde bulunmaz. Bölgesel olarak uygulanır; sistemik bir ilaç tedavisi değildir.

PRP ile kök hücre tedavisi aynı şey midir?

Hayır. PRP’nin etkisi ağırlıklı olarak büyüme faktörlerine dayanır ve içeriğinde çok az kök hücre bulunur. Kök hücre uygulamaları ise farklı bir hazırlık ve yaklaşım gerektirir; iki yöntemin uygun olduğu durumlar ayrı ayrı değerlendirilir.

PRP doping midir?

Kas-iskelet sistemine enjeksiyon şeklinde uygulanan PRP, Dünya Anti-Doping Ajansı’nın (WADA) yasaklı uygulamalar kapsamından çıkarılmıştır ve doping olarak kabul edilmemektedir. Yine de sporcuların bağlı oldukları federasyonların güncel kurallarını göz önünde bulundurmaları uygun olur.

PRP ağrılı bir işlem midir?

Uygulama sırasında iğneye bağlı hafif bir rahatsızlık hissedilebilir; işlem çoğunlukla iyi tolere edilir. Sonrasında birkaç gün sürebilen geçici ağrı ya da dolgunluk hissi normaldir ve genellikle kendiliğinden geçer.

Sık Sorulan Sorular

PRP tedavisi kaç seans uygulanır?

Seans sayısı sabit değildir; uygulanan soruna, hastalığın evresine ve alınan yanıta göre değişir. Bazı durumlarda tek seans yeterli görülebilirken, birçok olguda birkaç hafta arayla planlanan birden fazla seans tercih edilebilir. Uygun program muayene sonrasında kişiye göre belirlenir.

PRP uygulamasının etkisi ne zaman ortaya çıkar?

PRP’nin amacı dokunun onarım sürecini desteklemek olduğu için etkisi genellikle hemen değil, haftalar içinde kademeli olarak değerlendirilir. Yanıtın hızı ve düzeyi kişiden kişiye değişebilir; herkeste aynı sonucun görüleceği baştan söylenemez.

PRP diz kireçlenmesinde işe yarar mı?

Erken ve orta evre diz kireçlenmesinde bazı hastalarda ağrının azalmasına katkı sağlayabildiğini bildiren çalışmalar vardır. Ancak PRP kıkırdağı eski hâline getirmez ve ileri evrede beklenen katkı azalır. Sağlanan fayda kişiye göre değişir, kalıcılığı sınırlı olabilir.

PRP sonrası nelere dikkat edilmeli, ne zaman spora dönülür?

İşlem sonrası birkaç gün ağır yüklenmelerden kaçınmak, hekimin önerdiği durumlarda iltihap giderici ilaçlardan bir süre uzak durmak ve önerilen egzersizleri düzenli yapmak faydalı olabilir. Spora ve zorlayıcı aktivitelere dönüş zamanı uygulanan bölgeye ve kişiye göre belirlenir.

PRP kalıcı bir çözüm müdür?

PRP kalıcı bir onarım ya da kesin çözüm vaadi taşımaz. Altta yatan yapısal sorunu ortadan kaldırmaz; amacı belirli bir süre ağrıyı azaltmaya ve işlevi desteklemeye katkı sağlamaktır. Gerektiğinde tekrarlanabilir veya diğer yöntemlerle birlikte planlanabilir.

PRP Uygulaması Size Uygun mu, Birlikte Değerlendirelim

Op. Dr. Hüseyin Kavak · Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı · Fatih, İstanbul

Muayene için hemen iletişime geçin

Şikâyetiniz için Op. Dr. Hüseyin Kavak ile görüşün. Sorularınızı WhatsApp'tan hızlıca yanıtlıyoruz.

Hemen Arayın WhatsApp'tan Yazın
Bilgi İçin Hemen Ara